olanların olmaması:
Olanlar oldu.
Olamayanlar da olamadı. Olabilenlerin nasıl olduğunu sorduğunuzda, çoğu zaman, neyin nasıl olduğuna dair bir cevapları olmaz. Olamaz! Çünkü olanlar bilinmez. Olanlar olmaz. Nedense, genelde en iyi bilinen şeyler: olmayanlardır.
Herkesin neyin, neden nasıl olmadığına dair fikri çoktur. Ama neyin, neden ve nasıl olması gerektiğini söyleyemezler. Oysa ki, neyin, neden ve nasıl olması gerektiğine dair fikirleri çoktur.
“Olmak ya da olmamak, işte asıl mesele bu!” dediği zaman büyük usta, aslında “olma”nın ne kadar zor bir durum olduğuna dikkat çekmiştir dersek, büyük laf etmiş oluruz.
Susarız.
Dinleriz, bakarız.
Ama olmak hepimizin doğal olarak yaptığı bir şey ve bir yandan da, etrafımızda doğal olarak bunu yapan sonsuz şey var. Ama bunların neden ve nasıl olduklarına dair bir açıklama getiremediğimiz zaman onların oluşlarını bir “yüce varlığa” veya “bu oluşların açıklanamazlığına” bağlayarak işin içinden çıkıveririz.
O kadar çok şey var ki olan… Varlık anlatılmaya ihtiyaç duymaz. Çünkü o vardır. Var olan şey açıklanmaz. Açıklanamaz.
Ama olmayanlardan söz etmek kolaydır. Olmayanı var etmek, olanın varlığını olumlamaktan daha kolaydır.
Biz de olmayanları var etmeye çalışmaktan, olanı oldurmaya vakit bulamıyoruz.
Bu yüzden biz de olmamalıyız.
Bu yüzden “ben aslında yokum.”
Yok olun, varlığı bulacaksınız.
